Facebook Twitter Google+ Youtube Pinterest
Gimev
Son Dakika

Önsöz

İnsani, içtimai ve daimi gayelerle ortaya çıkan ve daha sonra müessese haline gelen vakfın başlangıç tarihi hakkında kesin bir bilgi mevcut değildir. Dolayısıyla İslam’dan önce de dini ve insani gayelerle kurulmuş vakfa benzer teşekküllerin bulunduğu bilinmektedir. Ancak İslam cemiyetlerinde vakıflar; Allah’a yaklaşmak ve onun rızasını kazanmak maksadıyla kurulmuştur. Gaye Allah’a yaklaşmak ve onun rızasını kazanmak olunca İslam toplumunun fertleri kendi mal varlıklarından nice menkul ve gayrimenkullarını bu müesseseye bağışlayarak asırlar boyu vakıf kumrunun yaşamasına imkan sağlamışlardır. İnsanların yaratılışında var olan yardımlaşma duygusu dini emir ve hükümlerle birleşerek maddi karşılık beklemeden başkalarına yardım etme fikri kuvvet kazanmış ve bu fikir insanlar arasında yaygınlaşarak günümüze kadar vakıf müessesesi yoluyla devam ede gelmiştir. Aynı zamanda yardımlaşma ve dayanışma ruhunu bu müessese yüceltmiştir.‘İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır. Malın hayırlısı ise Allah yolunda harcanan, diğer bir ifadeyle vakfedilendir. Vakfın en hayırlısı da insanların ihtiyaçlarını karşılayandır.’ inancını taşıyan Müslümanlar biri birleriyle adeta yarışırcasına hayır yoluna vakfetmişler, gelecek nesillere abidevi vakıf eserleri bırakmışlardır. 

       Osmanlı İmparatorluğu’nun umumi hayatında her türlü amme hizmetleri, sosyal yardımlaşma teşkilatı ilmi, dini ve medeni hayatın her çeşit tezahürleri hep vakıf tesisler yolu ile tanzim ve idare edilmiştir. İslam toplumunda kayda değer bir hususta; servetin zevk ve eğlence, israf ve sefahat için değil aksine yardımlaşma gayesiyle vakfedilmesi birkaç kişi yerine binlerce kişinin ifadesine sunulmasıdır. Diğer taraftan vakıf yapan insanların mutlaka zengin oldukları için değil, hayır ve hizmete gönül verdikleri için parasını, ziynet eşyasını, evini, bahçe ve tarlasını hayır müessesine gelir olmak üzere bağışladıkları bilinen bir gerçektir.

       Kadın erkek fark etmeden gücü yeten ecdadımız; ya  tek başlarına veya bir araya gelerek her biri birer sanat abidesi olmak üzere hastane, mektep, medrese, kütüphane, ham, hamam, çeşme, köprü, tekke, darülaceze, dul ve yetim evleri, çocuk yuvaları, hizmetçilerin kırdığı bardakların tanzim edilmesi, yoksullar elbise ve yiyecek dağıtılması, yoksul kızlara çeyiz verilmesi ve düğünlerinin yapılaması, fakir bekarların evlendirilmesi, yaşlı sakat meslek sahiplerine yardım edilmesi, halka yararlı eserlerin bastırılıp parasız dağıtılması, öğrencilerin gıda elbise öğretim malzemesi barınma gibi ihtiyaçlarının karşılanması, uzun kış aylarında kuşların beslenmesi, hasta leyleklerin bakımı ve tedavisi, köpeklere ekmek tahsisi ve göçmen kuşların geldikleri yerlere gidemeyecek kadar mecalsiz olanlara barınak yapılmasına kadar yirmi yedi bin civarında vakıf kurmuşlar ve vakfiyeler harcamışlardır.           

       Peygamberimizin ‘Öldükten sonra yaşamak istiyorsanız, ölmeyecek eserle bırakınız.’ anlamındaki sözleri, Müslümanları iyilik etmeye teşvik eden büyük bir müjdedir. Yine Peygamberimizin ‘Bir insan öldüğünde amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesnadır. Devamlı sadaka (çeşme, köprü, hastane, cami, okul yaptırmak, ağaç dikmek.. gibi) meydana getirenler, fayda veren ilmi bir eser bırakan veya hayırlı bir evlat yetiştiren kimsenin amel defteri kapanmaz.’ Hadis-i Şeriflerini İslam hukukçuları vakıf ruhunun müessese haline gelmesinde ilk kaynak kabul etmişlerdir. Vakıf birliğin, beraberliğin, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın kısacası kardeşliğin sevgi halkasıdır. Vakıf gözden çıkarılan değil en çok sevilen bir malın Allah rızası için gönülden verilmesi olayıdır. Osmanlı toplumu kadınıyla erkeğiyle vakıf eser bırakma hususunda adeta biri birileriyle yarışmaktadırlar. Fazla söze ne hacet, eserler gözümüzün önünde, bütün haşmetiyle dimdik ayaktadır. Bu necip milletin güzel evlatları atalarına layık olmanın şuuru, onların güzel adetlerini devam ettirmenin gururu ve gayreti içerisindedirler.

       Bu cümleden olmak üzere güzel İstanbul’umuzun en büyük fatihi Eyüp Sultan Hazretlerini bağrında barındıran belde, Eyüp Sultan’da bir grup kardeşimiz Giresun ve İlçeleri İmam-Hatip Lisesi Mezun ve Mensupları’nı bir araya getirme gayreti içerinise girerler. Birkaç ramazan, bayram derken saflar sıklaşır, fikirler olgunlaşır ve ‘Giresun ve İlçeleri İmam-Hatip Lisesi Mezun ve Mensupları Eğitim ve Kültür Vakfı’ (GİMEV) kurulur. 

       Öncelikle Giresun ve ilçeleri İmam-Hatip Liseleri mezunlarına hizmeti gaye edinmişsek de, vakıf senedimizin incelenmesinden de anlaşılacağı gibi memleketi, milliyeti, mezuniyeti ne olursa olsun ilim tahsil eden kız erkek her gencimize hizmet ana gayemizidir.

      Ayrıca bu hayırlı teşebbüse maddi manevi destek vermek suretiyle amel defterinin sevap hanesini öldükten sonra da açık tutma bahtiyarlığına erecek olan tüm hayır sahibi kardeşlerimize en kalbi minnet duygularımızla saygılar sunarız.                                                                                                                              


      Vakfımızın  kurucusu Abdullah AKYOL  Beye, Mütevelli Heyetine, Yönetim Kuruluna.  tüm mezun ve  mensuplarımıza, vakfımızın web sitesinin hazırlanmasında emeği geçen Ali AYDIN ve Yusuf TOSUNOĞLU´na   teşekkürlerimizi sunarız.


GİMEV

Güncel   |   Vakfımızdan   |   Okullarımız   |   Organizasyon   |   Faaliyetlerimiz   |   Basında Gimev   |   Burs Ve Eğitim   |   Sağlık   |   Toplum - Yaşam